Aman dikkat! Sağlığına önem verenlerdenseniz bu blog yazımızı dikkatle okumanızı öneririz. Çünkü sağlığınız tehdit altında! Büyük bir ihtimalle siz de bu durumun farkındasınızdır. Yediğiniz gıdalar, içtiğiniz içeceklere dikkat ediyor olabilirsiniz. Çok da doğru yapıyorsunuz. Mesela, iyi yıkanmıyor diye restoranlarda salata yemiyor olabilirsiniz. Ya da içinde nitrit içerdiğini duyduğunuzdan beri her sodayı içmiyor olabilirsiniz. Ya tüm yaşamsal fonksiyonlarımızı devam ettirmemizi sağlayan su için ne yapıyorsunuz?

Üstelik su sadece içerek sağlığımızda rol oynamıyor; yıkadığımız sebze ve meyvelerle, demlediğimiz çayımızla, hatta pişirdiğimiz yemeklerimizle sağlığımızı etkiliyor!

Öncelikle içtiğimiz sudan bahsedelim isterseniz: Suyu günlük olarak ortalama 2-2,5 litre içmemiz gerekiyor. Su içtiğimiz andan itibaren vücudumuz tarafından emilime başlıyor, monomer (tek parça) olduğundan sindirime uğramıyor doğrudan kanımıza karışıp hücrelerimizin içine giriyor. İşte, bu da sağlığımızı tehdit eden en önemli etken oluyor ve bunu için, temiz su içmemiz büyük önem taşıyor.

 

 

Peki, sağlığımızı suyun nesi tehdit ediyor?

Var olan ve insan sağlığını bozan zararlı oluşumlar, toprağın ozmos yapısı nedeniyle yeraltında birikerek doğada içilebilir diye nitelendirdiğimiz suya kolayca sızabiliyor, suyu kirletiyor. Suya karışan maddeler suyun üstünde biofilm denilen bir tabaka oluşturuyor. Biofilm tabakası Cryptosporidium ve Giardia gibi tehlikeli kistleri oluşturan bakterilerin oluşum ve gelişimine olanak sağlıyor. Bu iki parazit cinsi de gastroenteritlerin ve beslenme bozukluklarının en önemli sebepleri arasında.

Suya karışma riski olan arsenik, baryum, benzen, kadmiyum, karbon tetraklorid, klor, klorobenzen, kloroform, kromyum, bakır, dikloroetilen, etilendibromid, florit, heptaklor gibi maddeler tümör oluşumu, kramp ve spazmlar, sinir blokajı, kanser, lösemi, anemi, mide, karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları, Wilson hastalığı gibi pek çok sağlık problemine yol açıyor. Su tüketilmeden önce tüm bu maddelerden mutlaka arıtılması gerekiyor.

İçme suyumuzu neden arıtmalıyız öğrenmek için tıklayınız: 

Türkiye Sulama Kooperatifleri 42 farklı ülkede yaptırdıkları araştırma ile Türkiye’nin %69.8 oranıyla en kirli suya sahip ülkeler arasında olduğunu ve Türkiye’deki suların %14’ünün içme suyu olduğunu açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü ise araştırmalarına göre yaklaşık 2 milyar insan kanalizasyon suyu karışmış içme suyu tükettiğini, kirli içme sularının insan sağlığını doğrudan tehdit ettiğini ve dizanteri, kolera, polio ve tifo gibi hastalıkların bulaşma riskinin yüksek olduğunu, her yıl yaklaşık 2 milyon insanın su ile bulaşan hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini belirtti.

Kirli suyu arıtmak için basit arıtma, kaynatma, distilasyon, klorlama, UV ışınları, filtrasyon yöntemleri uygulanıyor. Belediyeler şebeke sularını klorlama yöntemiyle temizliyor ancak tesisat borularını aynı özenle temizlemek mümkün değil. Dolayısıyla klorlanmış temiz(!) su musluğunuza gelene kadar aynı dezenfekte edilmiş haliyle kalmıyor.

Mutfaklarınızda sağlıklı içme ve kullanım suyuna ulaşmanın en pratik ve ekonomik yolu:

Musluk suyunu kullanılabilir, içilebilir, sağlıklı ve lezzetli suya dönüştürmek mümkün! A.O. Smith Su Arıtma Cihazları ileri teknoloji ürünleri Çok Aşamalı Filtrasyon Teknolojisi ile suyunuzdan ağır metal, tarım ilacı, bakteri, virüs ve diğer zararlı maddelerin arındırılmasını sağlamakta. Size taze, temiz, lezzetli, sağlıklı suyu ulaşmanız için dünya çapında 240, Türkiye’de ise 127 farklı bayisiyle hizmet sunmakta.

Arıtılmış içme suyu, kirli suyun içinde bulunan bakteri, parazit ve virüslerden temizlenmiş demektir ve sağlık için arıtılmış, temiz içme suyu tüketilmesi gerekir.