Hayat kaynağı olarak adlandırılan suya vücudumuzun her hücresinin ihtiyacı vardır. Yeterli ve düzenli tüketilmesi taze bir cilde, parlak ve güçlü saçlara hatta bakımlı ve sert tırnaklara, kısacası sağlıklı bir vücuda sahip olmanın en kolay ve en doğru yoludur. Yetişkin bir erkeğin vücudundaki su oranı ortalama %55-65 iken yetişkin bir kadının vücudundaki su oranının %50-60 civarındadır. Cinsiyetler arasındaki bu farkın sebebi organ yapılarının farklı ve büyük olması, vücudunda bulunan kan miktarlarının fazla olması, yağ dokularının daha az olması ve metabolizmasının kadınlarınkine oranla daha hızlı çalışmasıdır. Çocuklarda ise bu oran %70 ve üstündedir.

Vücut için su tüketmek kadar doğru oranda su tüketimi de önemli bir konudur. Uzmanlar günde ortalama 2- 2,5 litre su tüketmenin -bireye göre değişkenlik göstererek- yeterli olacağını söylemektedir. Bu oran, çoğunlukla yetişkin bireylerin vücut ağırlığıyla paralel olarak hesaplanmaktadır ancak bu durum yetişkinler için doğru sonuçlar verse de bebekler, çocuklar ve yaşlılar için su ihtiyacı oranları değişkenlik göstermektedir. Örneğin 0-3 yaş arası bebeklerin günlük su ihtiyacını kilosu baz alınarak oranlamak doğru olmayacaktır. Çünkü bu yaş aralığında olan bebeklerin su döngüsü çok hızlı ve büyüme enerjisi çok fazladır, doğal olarak su ihtiyaçları fazla olduğundan vücut ağırlığıyla paralel değildir. Biraz daha hassas incelemek gerekirse; cinsiyet, yaş, günlük aktivite durumu da günlük su ihtiyacının belirlenmesi için yardımcı olan verilerdir. Örneğin günlük yaşantısında çok hareketli olmayan bir yetişkin bireyin su ihtiyacıyla günlük rutin spor ve egzersiz yapan bireylerin su ihtiyacı aynı değildir. Günlük ortalama düzeyde hareket eden bir birey için su ihtiyacı vücut ağırlığının %3’ü oranındadır.

Günlük su ihtiyacını karşılayamayan ya da vücuda alınan su miktarından daha fazlasını kaybeden bireylerde dehidrasyon yani su kaybı meydana gelmektedir. Çoğu zaman, sıvı tüketimiyle vücudun alması gereken su miktarını karşıladığımızı düşünmek sık yaptığımız bir hatadır. Dolayısıyla gün içinde kahve, çay, meyve suyu gibi sıvı tüketimi susuzluk hissinin kaybolmasına neden olmaktadır ancak vücudun dehidrasyona uğramasına engel olmamaktadır. Ayrıca bu tarz sıvılar diüretik etki göstererek su kaybına yol açmaktadır bu sebeple sıvı tüketiminden sonra susamayı beklemeyerek su tüketimini artırmak gerekmektedir. Dehidrasyon; hipertansiyon ve astım gibi önemli hastalıklara zemin hazırlamaktadır.

“Su içmek istiyorum ama içemiyorum” diyenlerdenseniz daha fazla su içmek için 5 tüyo isimli yazımız buradan okuyabilirsiniz.

Su tüketimi sadece fiziksel sağlığı değil, ruhsal ve zihinsel sağlığı da beraberinde getirir. Yapılan araştırmalarda dehidrasyonun ruh sağlığını ve düşünme yetisini olumsuz yönde etkileyebileceğini; yorgunluk, stres, gerginlik ve depresyon riskini artırabileceğini söylemektedir. Evinizde ve işyerinizde hem sıcak hem de soğuk suya kolaylıkla ulaşabileceğiniz A.O.Smith su sebili ürün grubumuzu incelemek için tıklayınız.

Uyandıktan hemen sonra içilen 1 bardak su, iç organların aktivasyonunu başlatarak vücudu güne hazırlar, yemekten önce içilen 1 bardak su, sindirim sistemini harekete geçirerek kalori tüketimini azaltır ve kilo vermeye yardımcı olur, banyodan önce içilen 1 bardak su kan basıncının düşmesine ve dengede kalmasına yardımcı olur, yatmadan önce içilen 1 bardak su ise kalp krizi riskini azaltır. Ayrıca su vücuttaki toksinlerin dışarı atılmasına yardımcı olduğu için en iyi detoksifikatördür. Dengeli su tüketimi cilde nem kazandırır ve canlı duruşu her daim tazeler.